- Görüntüleme: 61
Omurilik kanal darlığı, özellikle ileri yaşlarda sık görülen ve hastaların en çok “Ameliyat gerekir mi?” sorusunu sorduğu bir durumdur. Bu yazıda spinal stenozun ne olduğunu, hangi belirtilerin alarm kabul edildiğini ve hangi durumlarda ameliyat kararının gündeme geldiğini sade ve anlaşılır bir dille ele alıyoruz.

Omurilik kanal darlığı (spinal stenoz), özellikle yaşla birlikte daha sık görülen bir durumdur. Hastaların en çok sorduğu soru ise genellikle aynıdır: “Ameliyat şart mı?” Bu yazıda, tanıdan tedaviye kadar süreci sade bir dille ele alacak; hangi durumlarda ameliyatsız yöntemlerin yeterli olabileceğini, hangi bulguların ise cerrahi değerlendirmeyi geciktirmemeyi gerektirdiğini anlatacağız.
Omurilik Kanal Darlığı Nedir?
Omurilik (spinal kanal), omurga kemiklerinin içinde uzanan ve omurilik ile sinir köklerini koruyan bir “tünel” gibi düşünülebilir. Omurilik kanal darlığı, bu tünelin çeşitli nedenlerle daralması ve içinden geçen sinir dokusunun baskı altında kalmasıdır. Bel bölgesinde olduğunda “belde dar kanal”, boyun bölgesinde olduğunda ise “servikal dar kanal” olarak anılır.
Darlık çoğu zaman tek bir sebeple oluşmaz; yıllar içinde gelişen yapısal değişikliklerin birikimiyle ortaya çıkar. En sık mekanizma, omurganın “taşıyıcı” ve “hareketli” parçalarında yaşa bağlı aşınma ve kalınlaşmadır. Bu yüzden spinal stenoz, çoğu hastada yavaş ilerleyen bir süreçtir.
Spinal stenoz nasıl gelişir?
Spinal kanalın daralmasına yol açabilen başlıca değişiklikler şunlardır:
- Disklerde dejenerasyon ve bombeleşme: Disk yüksekliği azalabilir, disk çevreye doğru taşarak kanala bakan alanı daraltabilir.
- Faset eklem kireçlenmesi (artroz): Omurganın arka eklemleri kalınlaşarak kanal ve sinir çıkış deliklerini daraltabilir.
- Bağ dokularında kalınlaşma (ligamentum flavum hipertrofisi): Zamanla esnekliğini kaybeden bağ dokusu kalınlaşıp kanala doğru katlanabilir.
- Omur kayması (spondilolistezis): Omurların birbirine göre yer değiştirmesi darlığı artırabilir.
- Doğuştan dar kanal: Bazı kişilerde kanal yapısal olarak daha dar olabilir; yaşa bağlı değişiklikler eklenince şikâyetler daha erken başlayabilir.
Burada önemli nokta şudur: MR veya BT’de “dar kanal” yazması tek başına ameliyat kararı anlamına gelmez. Görüntüleme bulgularının, hastanın şikâyeti ve muayene bulguları ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Aynı darlık derecesine sahip iki kişiden biri belirgin yakınmalar yaşarken, diğeri uzun süre daha az etkilenebilir.
Belde dar kanal ile fıtık aynı şey mi?
Sık karıştırılan bir konudur. Bel fıtığında sorun genellikle disk dokusunun sinire doğru yer değiştirmesidir. Dar kanalda ise problem daha “geniş bir çerçevede” gelişir: disk, eklem, bağ dokusu ve omurga hizalanması gibi birden fazla yapı birlikte kanalı daraltabilir. Bu nedenle spinal stenoz, bazı hastalarda dönem dönem artıp azalan, yürüme ile belirginleşen ve zamanla ilerleyebilen bir tabloya dönüşebilir.
Hangi Belirtiler Alarm Sinyali Sayılır?
Omurilik kanal darlığı olan her hastada aynı şikâyetler görülmez. Bazı kişilerde yalnızca bel ağrısı varken, bazılarında bacaklara yayılan ağrı, uyuşma veya yürüme güçlüğü ön plana çıkar. Bu noktada önemli olan, hangi belirtilerin hastalığın seyrinde “uyarıcı” kabul edilmesi gerektiğini doğru ayırt edebilmektir.
En sık görülen belirtiler
Spinal stenozda karşılaşılan yakınmalar genellikle yavaş gelişir ve zaman içinde artış gösterir:
- Bel ağrısı: Uzun süre ayakta kalma veya yürüme ile artabilir, oturunca veya öne eğilince azalabilir.
- Bacaklara yayılan ağrı: Tek veya iki bacakta kalça, uyluk ve baldır boyunca hissedilebilir.
- Uyuşma ve karıncalanma: Özellikle ayakta kalma süresi uzadıkça belirginleşir.
- Bacaklarda güçsüzlük hissi: Merdiven çıkarken veya uzun yürüyüşlerde fark edilir.
- Yürüme mesafesinde kısalma: Hasta, belirli bir mesafeden sonra durma ihtiyacı hisseder.
Bu tabloya nörojenik kladikasyon adı verilir. Hastalar sıklıkla “Bir süre yürüyebiliyorum ama sonra bacaklarım kilitleniyor gibi oluyor” şeklinde tarif eder. Öne eğilmek, çömelmek veya oturmakla rahatlama tipiktir.
Alarm kabul edilen bulgular
Bazı belirtiler vardır ki, omurilik veya sinir köklerinin ciddi baskı altında olabileceğini düşündürür ve gecikmeden değerlendirme gerektirir:
- İlerleyici kas güçsüzlüğü: Bacakta belirgin kuvvet kaybı, ayağı sürüyerek yürüme.
- Denge bozukluğu ve düşme eğilimi: Özellikle boyun bölgesi darlıklarında daha belirgin olabilir.
- İstirahatle geçmeyen şiddetli ağrı: Gece uykudan uyandıran ağrılar.
- İdrar veya dışkı kontrolünde değişiklik: Acil değerlendirme gerektiren bir durumdur.
- Hızla artan uyuşma ve hissizlik: Özellikle iki bacakta birden yaygın hissizlik.
Bu bulguların varlığı, her zaman acil ameliyat anlamına gelmez; ancak ameliyatsız izlem sınırlarının zorlandığını düşündürür. Bu aşamada karar, yalnızca MR görüntüsüne bakılarak değil; hastanın klinik durumu, nörolojik muayenesi ve günlük yaşam fonksiyonları birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
Her ağrı alarm mıdır?
Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta vardır: Omurilik kanal darlığında ağrının varlığı kadar, seyri ve eşlik eden nörolojik bulgular da önemlidir. Yıllardır benzer düzeyde seyreden, ilaç ve yaşam düzenlemeleriyle kontrol altına alınabilen ağrılar genellikle ameliyat gerektiren bir tabloya işaret etmez.
Buna karşılık, kısa sürede artan şikâyetler ve günlük yaşamı belirgin şekilde kısıtlayan bulgular, tedavi stratejisinin yeniden gözden geçirilmesini gerektirir.
Ameliyatsız Yöntemler Ne Zaman Yeterli Olur?
Omurilik kanal darlığı tanısı alan her hasta için ilk seçenek ameliyat değildir. Özellikle şikâyetleri hafif–orta düzeyde olan, nörolojik kaybı bulunmayan hastalarda ameliyatsız tedavi yöntemleri uzun süre yeterli olabilir.
Bu yaklaşımın temel amacı; ağrıyı kontrol altına almak, günlük yaşam kalitesini korumak ve hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmaktır.
- İlaç tedavisi: Ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ve uygun hastalarda sinir ağrısına yönelik ilaçlar kullanılabilir.
- Fizik tedavi ve egzersiz: Bel ve karın kaslarını güçlendirmeye yönelik programlar omurganın yükünü azaltabilir.
- Yaşam tarzı düzenlemeleri: Kilo kontrolü, uzun süre ayakta kalmaktan kaçınma, uygun oturma–kalkma alışkanlıkları önemlidir.
- Girişimsel ağrı tedavileri: Seçilmiş hastalarda enjeksiyonlar geçici rahatlama sağlayabilir.
Burada kritik nokta şudur: Ameliyatsız yöntemler zaman kazandırabilir, ancak sinir dokusunda kalıcı hasar bulguları ortaya çıkıyorsa tek başına yeterli olmayabilir.
Ne Zaman Ameliyat Gerekir?
“Ameliyat şart mı?” sorusunun cevabı, çoğu zaman tek bir bulguya değil, şikâyetlerin seyri ve sinir sistemi üzerindeki etkisine bağlıdır.
Aşağıdaki durumlarda cerrahi tedavi daha güçlü bir seçenek olarak gündeme gelir:
- Ameliyatsız tedavilere rağmen şikâyetlerin belirgin şekilde artması
- Yürüme mesafesinin giderek kısalması ve günlük yaşamın ciddi şekilde kısıtlanması
- İlerleyici kas güçsüzlüğü veya duyu kaybı
- İdrar–dışkı kontrolünde bozulma gibi acil kabul edilen nörolojik bulgular
Amaç, “en erken ameliyat” değil; en doğru zamanda ameliyat kararı verebilmektir. Çok erken yapılan cerrahi gereksiz risk yaratabilirken, çok geç kalınması sinir hasarının kalıcı olmasına yol açabilir.
Yaşlı Hastalarda Kanal Darlığına Yaklaşım
Omurilik kanal darlığı en sık ileri yaş grubunda görülür. Bu nedenle tedavi planı yapılırken yalnızca omurgaya değil, hastanın genel sağlık durumuna da bakılması gerekir.
Yaşlı hastalarda:
- Kalp, akciğer ve metabolik hastalıklar
- Kullanılan düzenli ilaçlar
- Günlük yaşamda bağımsızlık düzeyi
gibi faktörler cerrahi karar sürecinde belirleyici olur. Günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde, uygun hastalarda daha sınırlı ve hedefe yönelik ameliyatlar mümkün olabilmektedir.
Cerrahi Planlamada Hangi Faktörler Belirleyici?
Kanal darlığı ameliyatı tek tip bir operasyon değildir. Cerrahi planlama, hastaya özgü olarak yapılır.
- Darlığın seviyesi ve yaygınlığı: Tek seviyeli mi, çok seviyeli mi olduğu
- Omurgada eşlik eden kayma veya instabilite: Sabitleme gerekip gerekmediği
- Hastanın yaşı ve kemik yapısı
- Şikâyetlerin ağırlığı ve süresi
Temel hedef, sinir üzerindeki baskıyı güvenli şekilde kaldırmak ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır. Bu nedenle omurilik kanal darlığında “herkese aynı ameliyat” yaklaşımı doğru değildir.
Spinal stenozda tedavi kararı, görüntüleme bulguları ile hastanın klinik tablosunun birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Doğru zamanda, doğru yöntemle yapılan müdahale hem gereksiz ameliyatları önler hem de kalıcı hasar riskini azaltır.



