- Görüntüleme: 14
Vidalı omurga ameliyatlarından sonra vidaların gevşemesi veya metal çubukların (rodların) kırılması, çoğu hastada “Kaynama olmadı mı?” endişesine yol açar. Bu yazıda füzyonun (kaynama) neden her hastada aynı gelişmediğini, vida gevşemesinin ve rod kırılmasının olası nedenlerini, nasıl önlenebileceğini ve hangi durumlarda tekrar ameliyatın gündeme gelebileceğini ele alıyoruz.
Vidalı Omurga Ameliyatlarından Sonra Vidalar Neden Gevşer, Metal Çubuklar Neden Kırılır?
Omurga rahatsızlıklarının birçoğunda, vidalı (implantlı) cerrahilerin uygulanma sıklığı son 10 yılda giderek artış göstermiştir. ABD’de implantlı omurga cerrahisinin son 10 yılda bir önceki 10 yıla göre neredeyse iki kat arttığı bildirilmektedir.
Vidalı omurga ameliyatları; omurganın skolyoz ve kifoz gibi eğrilikleri, omurgada kireçlenme, dar kanal, bel kayması, omurga tümörleri, omurga enfeksiyonları ve başarısız olmuş implantsız omurga cerrahileri sonrasında sıklıkla uygulanmaktadır.

Vidalı (implantlı) cerrahinin amacı nedir?
Vidalı ameliyatların büyük bir kısmında, omurlar birbirine metal çubuklar ve pedikül vidası adı verilen vidalar ile bağlanır. Bu sayede omurlar arasındaki hareket kısıtlanır ve omurların birbirine kaynaşması, yani füzyon, hedeflenir.
Vidalar neden gevşer, metal çubuklar neden kırılır?
Füzyon elde edilmediği takdirde, yani kaynama gerçekleşmediğinde; vidaların omur gövdesinden gevşemesi ya da metal çubuğun kırılması söz konusu olabilir.
Metal çubuklarda kırılma olması her zaman kaynama olmadığı anlamına gelmez; ancak vida gevşemesi ve metal çubukların (rodların) kırılması durumunda, özellikle bilgisayarlı tomografi ile füzyonun olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.
Kaynama (füzyon) neden her hastada aynı değildir?
Kaynama süreci yalnızca implantın ya da yapılan cerrahinin kalitesi ile ilişkili değildir. Kaynama aynı zamanda biyolojik bir iyileşme sürecidir. Bu nedenle aşağıdaki durumlar süreci olumsuz etkileyebilir:
- Hastanın ileri yaşta olması
- Kemik kalitesinin kötü olması (ileri osteoporoz)
- Kronik hastalıklar
- Ameliyat sonrası yanlış hareketler / aşırı zorlanma
- Sigara kullanımı
- Kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi uygulamaları
- Daha önce geçirilmiş omurga ameliyatları
Nasıl önlenir?
Bu sorunun yanıtı iki ana başlıkta ele alınabilir: ameliyat sırasında yapılanlar ve hasta kaynaklı faktörlerin yönetimi.
1) Ameliyatta kaynamayı artırmaya yönelik uygulamalar
Tekniğine uygun şekilde yapılmış implantlı omurga cerrahilerinde, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda implant yetmezliği, vida gevşemesi ve rod kırılması oldukça nadirdir. Bunun temel nedeni, çocuklarda iyileşme ve omurların kaynama olasılığının erişkinlere göre daha yüksek olmasıdır.
Erişkin hastalarda ise füzyon kalitesini artırmak için birçok yöntem uygulanır. En sık kullanılan yaklaşımlardan biri, iki omur arasındaki disk yapısı temizlendikten sonra araya kemik dokunun (genellikle hastanın kendisinden alınan) yerleştirildiği kafes uygulamalarıdır.
Posterior (arkadan) yaklaşım
Posterior yaklaşımlarda en sık uygulanan yöntemlerden biri, transforaminal interbody füzyon tekniğidir. Bu teknikte hastanın arka tarafından yapılan cerrahi sırasında, omuriliğin hemen yanından kafes yerleştirilir.
Süreç özetle şu şekilde ilerler: önce omurlara vidalar yerleştirilir. Daha sonra genellikle mikroskop eşliğinde, iki omur arasındaki disk yapısı temizlenir. Omurilik ya da sinir köklerine bası varsa ortadan kaldırılır ve omurlar arasına titanyum ya da PEEK (polietereterketon) kafes yerleştirilir.
Anterior (önden) yaklaşım
Bir diğer yöntem anterior yaklaşımdır; yani hastanın karın bölgesinden girilerek yapılan kafes yerleştirme işlemidir. Bu işlem açık ya da kapalı tekniklerle uygulanabilir. Anterior yaklaşımda omurlar arasına önden ulaşılarak disk yapısı temizlenir ve araya kafesler yerleştirilir.
Anterior yaklaşım, posterior yaklaşıma kıyasla daha büyük ve geniş kafeslerin yerleştirilmesine olanak tanıyabilir. Bu durum füzyon oranlarını artırmasının yanında, hastanın bel çukurunun (lomber lordozun) daha iyi düzelmesine yardımcı olabilir ve sinir köklerinin çıktığı deliklerin daha fazla genişlemesine katkı sağlayabilir.
Özellikle erişkin hastalarda, ister posterior ister anterior yaklaşımla olsun, omurlar arasına yerleştirilen kafesler kaynamama riskini belirgin şekilde azaltabilir.
2) İmplant seçimi ve cerrahi teknik
Kullanılan vidaların kalitesi, cinsi ve boyutları cerrahi sonuçları etkileyebilir. Ancak burada en belirleyici unsur, ister ilk cerrahi ister revizyon cerrahisi olsun, uygulanan cerrahi tekniktir. Ameliyat iyi bir teknikle yapılmadıysa, implant ne kadar kaliteli olursa olsun kaynamama ile sonuçlanma olasılığı artar.
3) Hasta kaynaklı faktörlerin düzeltilmesi
Kaynamayı olumsuz etkileyen hasta kaynaklı faktörler de cerrahi öncesinde ve sonrasında mümkün olduğunca iyileştirilmelidir. Bu başlıkta öne çıkan iki temel konu şunlardır:
- Kemik kalitesinin medikal desteklerle artırılması
- Sigara ve alkol kullanımının sonlandırılması
Tekrar ameliyat gerekli midir?
Vida gevşemesi veya rod kırılması görüldüğünde her hastada otomatik olarak tekrar ameliyat kararı verilmez. Öncelikle şikâyetlerin düzeyi ve günlük yaşam etkilenmesi değerlendirilir; ardından da özellikle bilgisayarlı tomografi ile füzyonun (kaynama) olup olmadığı netleştirilmelidir.
Bu değerlendirme sonucunda; bazı hastalarda yakın takip ve medikal/rehabilitasyon düzenlemeleri yeterli olabilirken, bazı hastalarda revizyon cerrahisi gündeme gelebilir. Karar, görüntüleme bulguları ile klinik tablo birlikte değerlendirilerek verilir.



